Sıcak havalarda varis şikâyetleri artıyor

02.07.2022 15:41 Haber Deposu: DHA Kalp ve Damar Cerrahisi Op. Dr. İhsan Alur, yazları artan varis şikâyetlerine dikkat çekerek uyarılarda bulunmuş oldu. Varisin ne olduğu ve niçin oluştuğuna değinen Op. Dr. Alur, “Toplardamarların içinde kanın kalbe doğru tek yönde hareketini elde eden ve kanın ayaklara doğru geri kaçışını önleyen kapakçıklar bulunur. Çeşitli nedenlerle hasar gören bu kapakçıklar, artık işlevini yerine getiremediğinden kanın bacaklarda toplanmasına niçin olur ve varis ortaya çıkar. Varis, bacak toplardamarlarının kırmızı, mavi yada mor renge dönüşerek genişlemesi, uzaması ve kıvrımlı hale gelmesidir” diye konuştu.
İLERİ EVRELERDE BACAĞIN İÇ TARAFINDA YARALAR GÖRÜLÜR
Varisin değişik evrelerinin bulunduğunu ifade eden Op. Dr. İhsan Alur, “Kılcal varis, 1-3 mm çapında ince damar genişlemeleridir; bu varisler en erken evrede olsalar bile tarif olarak varis kabul edilirler. Bir sonraki evre, 4 mm çapının üstündeki damar genişlemeleridir ve gerçek varislerin görüldüğü 2. evre olarak adlandırılır. Hastalığın ileri evrelerinde bacakta şişlik, ciltte kahverengi-siyah değişimler ve çoğu zaman ayak bileğinin iç tarafında yaralar görülür” şeklinde konuştu. MUTLAKA TEDAVİ EDİLMELİ
Varis tedavi edilmezse hastalığın Kronik Venöz Yetmezlik (KVY) adında olan daha ciddi bir hastalığa ilerleyebileceğini söyleyen Op. Dr. Alur, bu durumun süre geçtikçe kötüleşen ağrı, şişlik, huzursuzluk ve bacak yorgunluğu, deri hasarı ve daha ciddi vakalarda ise yara şeklinde emarelerle sonuçlanabileceğini belirtti.
KUAFÖR, BERBER, ÖĞRETMEN, HEMŞİRE VE POLİSLERDE DAHA FAZLA
Varisi olmasına rağmen tedavi edilmeyen kişilerin emareleri ve bulguları süre içinde ilerledikçe, KVY hastalığı için daha büyük risk altına girdiklerini vurgulayan Op. Dr. İhsan Alur, “KVY herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir, sadece ileri yaş için bir risk faktörüdür. Hanımlarda erkeklerden daha sık görülmektedir. Hamile hanımlarda, erken dönemde değişen hormonal denge sebebi ile varis görülme eğilimi fazladır. Doğum sonrası birkaç ay içinde bu varisler çoğunlukla düzelebilmektedir. Öğretmen, hemşire, polis ve garson şeklinde uzun süre ayakta durmayı gerektiren işi olan kişilerde daha yaygın olma eğilimindedir. Uzun süre oturarak çalışmak daha azca olsa da risk taşımaktadır. Variste ailesel bir yatkınlık söz mevzusudur ve hastaların mühim bir kısmında aile bireylerinde de varis vardır” ifadelerini kullandı.
AĞRI VE ŞİŞME OLABİLİR
Varisin ne tür şikâyetlere yol açabileceğinden de bahseden Op. Dr. İhsan Alur, şu detayları paylaştı: “Kılcal varisler genel anlamda görüntü bozukluğu haricinde bir yakınmaya yol açmazlar. Bilhassa çapı 3-4 mm üstünde olan varislerde, görüntü bozukluğuna ek belirgin yakınmalar adım atar. Uzun süre ayakta kalma sonrası bacakta ağrı, şişme, duyarlılık ve ağırlık hissi oluşabilir. Hastalar bacakta devamlı bir sızlama bulunduğunu ve dinlenseler de geçmediğini ifade ederler. Bu yakınmalar günün sonuna doğru oldukça daha belirgin hale gelir. Geç dönem varis hastalarında bilhassa ayak bileği iç tarafında şişme ve siyaha yakın renk değişikliği adım atar. Bu alan kaşıntılıdır ve yara açılabilir. Bu yaralar tipik olarak geniş, sadece derin olmayan yaralardır. Dipleri canlı kırmızıdır. Tedavisi oldukça güç olan bu yaraların kapanması için uzun devam eden pansumanlar gereklidir ve tedavi yaşam süresince devam edebilir.”
GÜNLÜK HAYATI OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR
Varis hastalığının kişinin günlük hayatındaki aktivitelerini de negatif etkileyebileceğini belirten Op. Dr. İhsan Alur, “Varis hastalığı bacak ağrısı, bacakta şişlik, ödem, yanma ve kramp şeklinde emarelere niçin olarak bireylerin günlük yaşamını negatif etkileyebilir, iş yaşamında zorluklara niçin olabilir. Ek olarak kozmetik ve psiko-sosyal yönden kişinin mutsuz olmasına ve özgüven eksikliğine yol açabilir. Bilhassa hanım hastalarda yazları etek giyememe, bacaklardaki varislerin başkaları tarafınca fark edilme algısı, ‘hepimiz bacaklarımdaki varisleri görüyor’ düşüncesi rahatsız edici düzeylerde olabilir” açıklamasında bulunmuş oldu.
VARİS ÇORABI GİYELEREK VARİS GELİŞİMİ AZALTILABİLİR
Günümüzde varis hastalığını yada venöz yetmezliğini yüzde 100 engellemeye yarayan etkili bir önleyici yöntem bulunmadığını dile getiren Op. Dr. İhsan Alur, “Şundan dolayı varis hastalığı genetik kökeni olduğu tahmin edilen ve çevresel şartların (mesela ayakta fazla durmayı gerektiren meslekler, hanım hastalarda hamilelik şeklinde) tetiklediği bir hastalıktır. Bu yüzden bilhassa çevresel etmenleri azaltarak yada mümkünse ortadan kaldırarak hastalığın gidişini yavaşlatabiliriz. Örneğin, varis çorabı giyilebilir, varis ilaçları kullanılarak damar duvarı güçlendirilebilir, bacak kaslarını güçlendiren hafifçe egzersizler yapılabilir” dedi.
AĞRISIZ VE İĞNESİZ TEŞHİS MÜMKÜN
Varis tedavisin iyi mi teşhis edildiğine dair data veren Op. Dr. İhsan Alur, “Günümüzde en sık kullanılan yöntem renkli doppler ultrasonografidir. Bu yöntem ile gözle görülemeyen derin toplardamarlar incelenebilmekte, kapak yetersizliği değerlendirilebilmektedir. Bu yöntem ağrısız olup, iğne kullanılmamaktadır” şeklinde konuştu.
SICAKLIKLARIN ETKİSİYLE CİLTTEKİ DAMARLAR GENİŞLER
Yazları sıcaklıkların artmasıyla ciltteki damarlarda genişleme (vazodilatasyon) bulunduğunun altını çizen Op. Dr. İhsan Alur, “Bu durumda aslına bakarsanız varis hastalığına bağlı olarak genişlemiş toplardamarlarda daha çok kan birikmesine (staz) ve kan dolaşımının yavaşlamasına niçin olur. Bu da varislerde yanma, kaşıntı, bacakta huzursuzluk hissi şeklinde yakınmaların artması ile sonuçlanır” diye konuştu.
ÜÇ AYRI TEDAVİ SEÇENEĞİ VAR
Op. Dr. İhsan Alur, tedavi alternatifleriyle ilgili şunları söylemiş oldu: “Eğer varisiniz bulunduğunu düşünüyorsanız, gecikmeden bir kalp ve damar cerrahını görmeniz önemlidir. Ihmal etmeyin, tedavi edilmediği takdirde varis, zaman içinde artan ve tedavi etmesi daha zor olabilen kronik venöz yetmezlik hastalığına (KVY) ilerleyebilir. Op. Dr. İhsan Alur, varis ve KVY için tedavi seçeneklerinin cerrahi tedavi (açık yöntem) ve kapalı yöntemlerle varisli damarın ablasyonu (Endovenöz ablasyon), skleroterapi (köpük tedavisi) bulunduğunu açıkladı.
TEDAVİ HASTALARIN GÜNEŞLENECEĞİ TARİHE GELMEMELİ
Varis tedavisi için belirlenmiş kati bir süre diliminin olmadığına da dikkat çeken Op. Dr. İhsan Alur, “Sadece bilhassa skleroterapinin (köpük tedavisi) yazları hastanın tatile gideceği, güneşleneceği süre dilimine denk gelmemesine dikkat edilmesi gerekir. Şundan dolayı ciltteki kılcal varislerin skleroterapi (köpük tedavisi) ile yok edildikten sonrasında güneşte kalması ve varisleri olduğu bölgelere güneş ışınlarının fazla temas etmesi, ciltte renk değişikliğine pigmentasyona ve lokal reaksiyonlara sebebiyet verebilir” diyerek sözlerini noktaladı.

Son Dakika Haberler